hastalk-abdden-yayld.jpg

Hastalık ABD’den yayıldı

Çukurova Üniversiteli bilim insanları, ekonomik kayba neden olan karpuz ve kavunlarda görülen bakteriyel fide yanıklığı ve meyve lekesi hastalığının ilk olarak ABD’de görüldüğünü ve dünyaya tohum ticaretiyle yayıldığını belirledi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Aysan danışmanlığında doktorasını hazırlayan Araştırma Görevlisi Sümer Horuz, karpuz üretimini tehdit eden en önemli bakteriyel hastalık AcidovoraxCitrulli’nin neden olduğu bakteriyel fide yanıklığı ve meyve lekesi hastalığı hakkında önemli bilimsel çalışmalar yaptı. Hastalığın dünyada ilk kez Amerika Birleşik Devletleri’nde hibrit tohum materyalinde görüldüğünü açıklayan Çukurova Üniversiteli bilim insanları şu an hastalığın karpuz yetiştirilen tüm ülkelerde var olduğunu açıkladı.

2009-2010 YILLARINDA BÜYÜK MADDİ KAYBA NEDEN OLDU

Doktora tezini bu hastalığı araştırarak gerçekleştiren Sümer Horuz, “Hastalık bölgemizde ilk kez 2005 yılı yaz aylarında karpuz tarlalarında tespit edildi. Hastalık en büyük zararını 2009-2010 yılları yaz aylarında gerçekleştirdi. Hastalıkla bulaşık pek çok karpuz tarlasında zarar oluşup, karpuz meyveleri satılamadığından çiftçiye büyük ekonomik kayıplar verdi. Ülkemizde bu hastalık karantina listesinde olduğundan bu tarlalar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından karantinaya alındı, dört yıl boyunca karpuz ve benzeri ürünlerin ekilmesi yasaklandı. Aynı durum karpuz üreten fide firmalarında yaşandı, pek çok karpuz fidesi imha edilerek büyük maddi kayıplara neden oldu” dedi.

Dünya, ülke ve kent tarımına ekonomik olarak zarar veren bu hastalığın çıkış noktasını araştıran Çukurova Üniversiteli bilim insanları, Kuzey ve Güney Amerika, Afrika, Asya, Avrupa, Okyanusya kıtalarında bu hastalığın var olduğu ve hastalığın tohum ticaretiyle yayıldığını tahmin ederek, Hollanda’da bulunan Naktuinbouw isimli Tohum Testleme Merkezi ile ortak proje yürüterek çalışma başlattı.

16 ÜLKEDEN 200 ÖRNEKLE TEST YAPTILAR

Bu çalışma kapsamında 16 farklı ülkeden toplanan 200 adet Acidovoraxcitrulli izolatının akrabalık durumlarını genetik açıdan özel yöntemlerle inceleyen Çukurova Üniversiteli bilim insanları, hastalığın farklı ülkelere yayılma yolları ve yerlerini de araştırdı.

Çalışmayı yürüten Araştırma Görevlisi Sümer Horuz yaptığı bilimsel çalışmalar sonucunda, bu hastalığın ilk görüldüğü yer olan ABD’den tüm dünyaya ve ülkemize, tohum ticareti esnasında giriş yaparak yayıldığını saptadı.

Ayrıca Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü’nde karpuz ve kavunda büyük ekonomik zarara neden olan bu hastalık üzerine dört lisansüstü tez çalışmasının ise halen yürütülmekte olduğu bildirilirken, hastalıkla mücadele için tohum uygulamaları ve biyolojik mücadelenin kullanımı üzerine çalışmaların devam ettiği duyuruldu.

5-bin-pkkl-aclk-grevinde.jpg

5 bin PKK’lı açlık grevinde

Türkiye genelindeki cezaevlerinde tutuklu bulunan 5 bin PKK’lı, Kobani’de yaşananlara dikkat çekmek ve Türkiye’nin insani yardım koridorunun açması için açlık grevine başladı.

IŞİD’in Kobani’ye saldırmasıyla birçok Türkiye’nin bir çok ilinde protesto eylemleri düzenlendi. Türkiye genelindeki cezaevlerinde bulunan 5 bin PKK’lı da Kobani’de yaşananlara dikkat çekmek ve yardım koridorunun açılması için dün itibariyle dönüşümlü ve süresiz açlık grevine başladı. Açlık grevinin başlamasıyla Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Diyarbakır Şubesi üyeleri D Tipi Cezaevi önünde bir araya gelerek açlık grevine destek verdiklerini duyurmak üzere basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasın okuyan Tuhad-Der Diyarbakır Şube Başkanı Cahit Demirkıran, Kobani’de IŞİD ile YPG güçleri arasında yaşanan çatışmanın 32. gününe girdiğini ifade ederek, Kobani’nin, Ortadoğu’nun aydınlık yüzü olduğunu söyledi. Kobani’ye yaklaşımın Kürtlere yapılacak bir yaklaşım olacağını aktaran Demirkıran, bölgede yaşanan gelişmeler doğrultusunda 5 bin PKK’lı tutuklunun açlık grevi başlattığını kaydetti. Demirkıran, “Türkiye cezaevlerinde bulunan yaklaşık 5 bin PKK’lı ve PAJK’lı tutsaklar 15 Ekim’den başlayan açlık grevine girmiş bulunmaktalar. Hükümetin Rojava üzerindeki politikalardan vazgeçmesi ve Kobani’ye yardım koridorunun açılması için PKK’lıların başlattığı açlık grevini biz tutuklu ve hükümlü aileler olarak destekliyor, tutukluların talepleri bizim de talebimiz olduğunu belirtmek istiyoruz” dedi. Yapılan açıklamanın ardından grup sessizce dağıldı.

orenci-ve-meslektalar-gozyalarna-bouldu.jpg

Öğrenci ve meslektaşları gözyaşlarına boğuldu

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde evinde ölü bulunan öğretim görevlisi Meral Köktürk (46) için, üniversitede tören düzenlendi. Öğrencileri ve meslektaşları, Köktürk için gözyaşı döktü.

Karabük Üniversitesi Safranbolu Meslek Yüksekokulu Giyim Teknolojisi Bölümü öğretim görevlisi Meral Köktürk, önceki gün yakınları tarafından yalnız yaşadığı evinde banyoda ölü bulunmuştu. Banyoda düşüp başını yere vurarak yaşamını yitirdiği tahmin edilen Köktürk’ün cenazesi, Ankara Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsinin ardından Safranbolu’ya getirildi. Kesin ölüm nedeni otopsi sonucunda belirlenecek olan Köktürk için 1998′den bu yana görev yaptığı Safranbolu Meslek Yüksekokulu önünde tören yapıldı. Törene Kaymakam Murat Bulacak, KBÜ Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Uysal, öğrenciler ve öğretim üyeleri katıldı. Safranbolu Meslek Yüksekokulu Müdürü Ahmet Gürbüz, 14 Temmuz 1998′de göreve başlayan Meral Köktürk’ün üniversitenin, yüksekokulun gelişmesinde önemli katkıları olduğunu, onu kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını söyledi. Rektör Burhanettin Uysal ise, “Peygamber Efendimiz, ‘Ölmüşlerinizi rahmetle anın’ diyor. Meral kardeşimiz, rahmetle anılmayı hak eden bir kardeşimizdi. Tüm dostların hafızasında dost canlısı, ülke yanlısı bir arkadaş olarak anılacaktır” dedi.

Konuşmaların ardından dua edildi ve helallik alınan Köktürk’ün tabutuna öğrencileri ve mesai arkadaşları tarafından karanfil bırakıldı. Köktürk’ün cenazesi, daha sonra toprağa verilmek üzere Zonguldak’a gönderildi.

egede-yunan-tacizi.jpg

Ege’de Yunan tacizi

Genelkurmay Başkanlığı, Ege’de eğitim uçuşu yapan F-16 uçaklarının Yunan uçakları tarafından taciz edildiğini açıkladı.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Altı adet F-16 ile Ege’de eğitim uçuşu icra edilmiştir. Bu uçuşlar esnasında Yunanistan’a ait iki adet F-16 uçağı tarafından 13.57- 14.21 saatleri arasında toplam 11 dakika süre ile radar kilidini muhafaza etmek suretiyle beş kez tacizde bulunulması üzerine uçaklarımız tarafından aynı şekilde karşılık verilmiştir” denildi.

bakan-gulluceden-belediyelere-uyar.jpg

Bakan Güllüce’den belediyelere uyarı

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin talimatı ile belediyeler tarafından ruhsatlandırma işlemlerinden önce Çevresel Etki Değerlendirmesine (ÇED) ilişkin gerekli sorgulamaların yapılmasının önemine binaen İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’ne bir yazı gönderildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca belediyelere bildirilmesi için 13 Ekim 2014 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na 16270 sayılı bir yazı gönderildi. İçişleri Bakanlığı’na gönderilen yazıda son zamanlarda belediyelerce ÇED yönetmeliğine tabi olan bazı projelerde “ÇED olumlu” ya da “ÇED gerekli değildir” kararı almadan faaliyete başlandığının tespit edildiği vurgulandı. Yazıda, ÇED süreci tamamlanmadan inşaata başlanmasının hem geri dönülemez çevre sorunlarına yol açtığı hem de söz konusu faaliyetlere Çevre Kanunu’nun 20. ve 15. maddeleri gereği gerekli idari para cezaları ve faaliyet durdurma yaptırımları uygulandığı belirtilerek, “Bu durumun yol açacağı zaman ve ekonomik açıdan kayıpların ve birçok mağduriyetin önlenebilmesinde belediyelere büyük görev düşüyor. Bu kapsamda ülkemizde ekonomik ve sosyal gelişmeye engel olmaksızın, çevre değerlerini korumak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla ilgili belediyelerce ruhsat vb. belgeler (özellikle yapı (inşaat) ruhsatı) düzenlenmeden önce 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesi ‘Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…’ hükmü gereğince Çevresel Etki Değerlendirmesine ilişkin gerekli sorgulamanın yapılması büyük önem arz ediyor” denildi.

o-hainlerden-4u-yakaland.jpg

O hainlerden 4′ü yakalandı

Genelkurmay Başkanlığı, bölücü terör örgütü mensuplarının Ankara Altındağ Belediyesi Anaokulu’nda bayrak direğinde asılı bulunan Türk Bayrağı’nı ipini keserek indirdiğini, olayla ilgili 4 kişinin yakalandığını açıkladı.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Muş Bulanık’ta bölücü terör örgütü mensubu silahlı 4 terörist tarafından bir kişinin kaçırıldığı belirtilerek, olayla ilgili olarak adli tahkikatın başlatıldığı kaydedildi.

Ayrıca bölücü terör örgütü mensubu 4 terörist tarafından Ankara Altındağ Belediyesi Anaokulu’nda bayrak direğinde asılı bulunan Türk Bayrağı’nın ipi kesilerek indirildiği belirtildi. Olayla ilgili 4 kişinin yakalandığı kaydedilerek, 2′si hakkında yasal işlem başlatıldığı, diğer 2′sinin ise serbest bırakıldığı ifade edildi.

efesi-bile-geride-brakt.jpg

Efes’i bile geride bıraktı

Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Korkmaz, Pamukkale’yi yılın ilk 8 ayında 1 milyon 200 bin kişinin ziyaret ettiğini söyledi.

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Pamukkale Örenyeri’ne ziyaretçi akını yaşanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre yılın ilk 8 ayında 78 örenyeri arasında en çok ziyaret edilen yer olan Pamukkale’yi ilk 8 ayda 1 milyon 200 bin kişinin ziyaret ettiği açıklandı. Yapılan incelemede Pamukkale’nin Efes’i bile geride bırakması dikkat çekti.

Denizli İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Korkmaz, bakanlığın açıkladığı verilerin ardından mutlu olduklarını kaydederek, ‘’ 2014 yılının ilk 8 ayında 1 milyon 200 bin kişi Pamukkale’yi ziyaret etti. Bu ziyaretlerden 22 milyon 500 bin TL civarında gelir elde edildi. Ziyaretçi sayımız her geçen gün artıyor. Pamukkale’ye en çok Rusya, Almanya, İngiltere, Çin gibi ülkelerden ziyaretçiler geliyor. Önümüzdeki günlerde bu sayının daha da artmasını bekliyoruz” dedi.

orenciler-tarafndan-bulundu.jpg

Öğrenciler tarafından bulundu

Kartal’da liseli öğrenciler tarafından deniz yüzeyinde görülen bir yunus görevlileri harekete geçirdi. Denize girip, yunusu karaya yaklaştıran öğrenciler, balığı sahile çıkarmak için uzun süre uğraştı.

Kartal sahilinde karaya yakın mesafede görülen yunus liseli gençleri harekete geçirdi. Balığın yaralı olduğunu düşünerek denize giren gençler, yunusu sahil kenarına kadar getirdi. Yunusun yaralanarak öldüğü anlaşılırken, liseliler iple bağladıkları balığı sahile çıkarmak için uzun süre uğraş verdi. Bu sırada olay yerine gelen Deniz Polisi ise yunusun öldüğünün anlaşılması üzerine ayrıldı. Gençler, “Sahile yakın mesafede balığı gördük. Denize girerek buraya getirdik daha sonra da bağladık” dedi.

Öldüğü anlaşılan yunusun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir tekne ile alınarak sahilden götürüldüğü öğrenildi.

uyuturucu-kullanmnda-urkuten-tablo.jpg

Uyuşturucu kullanımında ürküten tablo

Antalya Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Başkanı Dr. Arif Bulut, kentte gençler arasında uyuşturucu madde kullanımının giderek yaygınlaştığına işaret ederek, önlemler konusunda daha etkin ve somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Ekim ayı toplantısının gündemini ‘Madde Kullanımı ve Bağımlılık’ olarak belirleyen Antalya Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu, uyuşturucu sorununa dikkat çekti. Dr. Arif Bulut başkanlığında İl Emniyet Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Sağlığı Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Akdeniz Üniversitesi’nden temsilcilerin katıldığı toplantıda sorunun çözümüne yönelik öneriler tartışıldı. Antalya Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Başkanı Dr. Arif Bulut, aşırı göçün toplumsal birçok sorunu da beraberinde getirdiğine işaret ederek, Antalya gibi turizm ve eğlence merkezi olan bir kentte maddeye ulaşım ve kullanımın kolaylığının diğer kentlere oranla daha fazla olduğunu söyledi. Dr. Bulut, bir göç kenti olan Antalya’da toplumsal yapının oldukça karışık olduğunu ifade ederek, “Artık aileler bir araya gelmiyor, çocuklar bir araya gelmiyor. Eğitim yönünden de sıkıntılar var. Okul öncesi eğitim ailede başlar ve verecek olan annedir. Peki anneler bu konuda ne kadar eğitimli? Tabii ki bunlar tartışılır. Gençlerimizi uyuşturucu illetinden korumak ve kurtarmak için herkes elini taşın altına koymalı ve sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir” dedi.

Dr. Bulut, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi bünyesindeki 20 yataklı tedavi ve rehabilitasyon merkezinin yeterli olmadığını, bu konuda yeni yatırımlara acilen ihtiyaç duyulmakta olduğunu da sözlerine ekledi.

“KİŞİNİN EROİN YA DA KOKAİN KULLANIP KULLANMADIĞI YAPILAN BİR TAKIM TAHLİLLERLE ANLAŞILABİLİYOR ANCAK BONZAİDE BU MÜMKÜN DEĞİL”

Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Dr. Ozan Uzkut ise, son aylarda onlarca gencin yaşamına mal olan bonzai kullanımına Antalya’da da sıkça rastlanmakta olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Kişinin eroin ya da kokain kullanıp kullanmadığı yapılan bir takım tahlillerle anlaşılabiliyor. Ancak bonzaide bu mümkün değil. Çok tehlikeli ve bağımlılık yapan bir madde. Örneğin nane bitkisini kurutup üzerine sentetik maddeyi serpiyorsunuz ve ölümcül bir uyuşturucu elde ediyorsunuz. Yani uyuşturucu bonzai denilen bitkinin kendisi değildir. Çocuklarda bunu çok masum bir şeymiş gibi alıyor ve çok hızlı bir şekilde alışmaya başlıyorlar. Fiyatı da ucuz olduğu için erişebilirliği de kolay oluyor. Yerel yönetimler gençler ve çocukların okul dışında zamanlarını geçirebilecekleri yerler yapmalı ve aileler de bu konuda mutlaka eğitilmeli, tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin sayısı da arttırılmalıdır.”

ÜRKÜTEN RAKAM

Toplantıya Akdeniz Üniversitesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden (AMBAUM) katılan Uzman Psikolog Nilüfer Şener, bonzainin içindeki etken maddelerin henüz tam olarak belirlemediğine dikkat çekti. Şener, “Bonzai sentetik bir uyuşturucu olduğu için bağımlılık oranı çok yüksek. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de 150-200 çeşit formu olduğunu görüyoruz. Şu ana kadar bizim polikliniğimize başvuru sayısı 8 bin 100′ü buldu. Bu hastalarımızın geçmiş profillerini incelediğimizde ise eski kullanıcıların dahi bonzaiyi en az bir kez de olsa denedikleri anlaşılıyor. Yani çoklu madde kullanımına şimdi bir de bonzai eklenmiş durumda” diye konuştu.

BONZAİ’NİN 1-2 GRAMI 15 TL

İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’nden toplantıya katılan görevliler ise, 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında bonzaiden işlem yapılan 18 yaş altı çocuk sayısının sadece 2 olduğunu belirterek, “İlimizde madde takibi önemli ve bu konuda istatistikler de her geçen gün yükseliyor. Ancak bonzai tehlikesi ilimizi tehdit edecek düzeyde değil. 2013 yılında bin 600 olay yaşanmış ve bunlardan 576′sı tutuklanmıştır. 2013 yılında sadece 3 kilogram bonzai ele geçirilirken, eroindeki miktar 60 kilogramı bulmuştur. Antalya piyasasında eroinin 0.2 gram paketler halinde ve 0.1 saflık oranındaki fiyatı 5 YTL’dir. Buna karşılık bonzainin 1-2 gramı 15 liradır. Bu işi yapanlarda sadece bonzai değil, diğer tüm maddeleri birlikte satar. Kaldı ki uyuşturucu satışı artık aile işi olmuş durumda. Örneğin baba yakalandı mı çocukları işi ele alıyor. Onlar da yakalandı mı bu kez anne devreye giriyor. Anne de yakalandı mı en fazla 5 yıl ceza alıyordu. Şimdi ilgili yasada yapılan değişiklikle bu 15 yıla kadar çıkarıldı” açıklamasını yaptılar.

ranl-tugeneral-olduruldu.jpg

İranlı tuğgeneral öldürüldü

TAHRAN ()- Suriye’nin Halep kentinde, muhaliflere karşı Esed güçlerinin safında savaşan bir İranlı tuğgeneralin öldüğü iddia edildi.

Merkezi İran’da bulunan Mersaad sitesinin haberine göre, İran Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Kerbela Karargahı Komutanı Tuğgeneral Cebbar Dirisavi (45), İslami Cephe ile Esed güçleri arasında Halep’te yaşanan çatışmalarda öldürüldü.

Yaşamını yitiren Tuğgeneral Dirisavi’nin İran’ın Ahvaz kentinde toprağa verildi.

Öte yandan Arap basını da Tuğgeneral Dirisavi’nin Halep’te yaşanan çatışmada hayatını kaybettiği yönündeki haberlere yer verdi.

Bu arada İslami Cephe’nin saha komutanlarından İsmail Ahmed de daha önce Esed güçleri safında savaşan çok sayıda Afganistanlı, İranlı ve Lübnanlı militan öldürdüklerini ileri sürerek, “İran, ülkelerine çalışmaya gelen Afganistanlı gençleri para karşılığında Esed rejimine destek vermek amacıyla Suriye’ye savaşmaya gönderiyor” iddiasında bulunmuştu.

İran’da mülteci olarak yaşayan Hazara kökenli Afgan vatandaşlarının aylık 500 dolar ve oturma izni karşılığında Devrim Muhafızları tarafından eğitilerek Suriye’de Esed rejiminin safında muhalefete karşı savaşmaları için gönderildikleri öne sürülmüştü.